KÜRE DAĞI MİLLİ PARKI

       

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

  

         Ülkemizde ender güzelliklere sahip cennet köşesi yerlerden biri de KÜRE DAĞI MİLLİ PARKI’dır. Basında pek duymasak da bu cennet köşesi mili park  üzerinde yaşayan canlılara çok zengin bir ekosistem sunmaktadır.

          Milli Park, Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nde Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. Tamamen bir plato karakterindeki milli park doğu-batı doğrultusunda uzanır ve yakın çevresi için fiziksel ve sosyal anlamda bir eşik niteliğindedir. Bu nedenle milli parkın bulunduğu bölge içinde hiçbir yerleşim birimi bulunmamakta, sosyal hayat milli parkın yakın çevresinde devam etmektedir. Toplam 37.000 hektar alanı kapsayan milli parkın 19.129 hektarlık alanı Bartın ilinin sınırları içerisinde, 17.871 hektar alanı ise Kastamonu ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Milli parkın yakın çevresinin dahil olduğu tampon bölge ise 80.000 ha’dır.

         Küre Dağları, batıda Bartın Çayı’ndan başlayarak Kızılırmak’a kadar, yaklaşık 300 km boyunca uzanır. Dağların kuzey sınırlarını Karadeniz, güney sınırlarını ise Gökırmak çizmektedir. “İsfendiyar Dağları” adıyla da bilinen bu sıradağlar, hareketli topografik yapısıyla, önemli bir peyzaj çeşitliliği sunmaktadır. Anadolu’nun kuzeyini baştanbaşa kat eden kıyısal dağ sisteminin bir parçası olan bölge, orman, akarsu, kıyı ve geleneksel tarım ekosistemleri gibi çeşitli ana ekosistem tiplerinin bir arada bulunduğu, zengin bir habitat çeşitliliğini barındırmaktadır. Orta yükseklikte bir dağ sırası olan Küre Dağları’nın en yüksek noktası, Devrekani ve Abana arasında yer alan Yaralıgöz Dağı’nın (2019 m) zirvesidir. Burası aynı zamanda sistemin sub-alpin zona sahip tek yüksekliğidir.

             Ballıdağ (1746 m), Kara-kuz Dağı (1282 m), Göynük Dağı (1804 m) ve Dikmen Dağı (1657 m) diğer önemli yüksekliklerdir. Dağların kıyıya paralel olarak uzanması nedeniyle Küre Dağları’nın Karadeniz’e bakan kıyıları fazla girintili çıkıntılı değildir. Akarsuların denize ulaştığı vadilerde oluşan küçük koylar ve birden yükselen kıyıların oluşturduğu falezler kıyı şeridinin tipik görüntüsünü oluşturur. Amasra, Kurucaşile, Cide, İnebolu, Abana, Çatalzeytin, Türkeli ve Ayancık kıyı yolu dağların kuzey eteğini izlerken; Daday, Kastamonu, Taşköprü ve Boyabat güneyde yer almaktadır.

Küre Dağları Milli Parkı’nın Uluslararası ve Ulusal Önemi

            Genetik tür, habitat çeşitliliği, nadir ve nesli tehlike altındaki türlerin alandaki varlığı; ekosistemlerin dış etkenlere duyarlılığı, alanın yaşlılığı ve olgunluğu gibi etkenler bir alanın doğa koruma açısından önemini ortaya koymaktadır. Dünyada endemizm düzeyi yüksek ve aynı zamanda hızla habitat kaybına uğrayan alanlar, doğa korumacılar tarafından Sıcak Nokta olarak adlandırılmaktadır. Tehlike altındaki “Karadeniz Nemli Karstik Orman” ekosistemlerinin en iyi yabanıl örneklerine sahip olan Küre Dağları Milli Parkı, bu özelliği sayesinde Avrupa’da Korunması gereken 100 Orman Sıcak Noktası içinde yer almaktadır. Alan, Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) doğa koruma açısından küresel düzeyde öncelikli ekolojik bölgelerinden biri olan (Küresel 200 Ekolojik Bölge) “Kuzey Anadolu ve Kafkasya Ilıman Kuşak Ormanları” içindedir. Alanda, küresel düzeyde nesli tehlike altında olan iki bitki taksonu ile Avrupa düzeyinde nesli tehlike altında olan 33 bitki taksonu mevcuttur.

            Alan taşıdığı önem nedeniyle, 2000 yılında “Milli Park” statüsü ile koruma altına alınmıştır. 37.000 hektarlık bir alanı kapsayan Küre Dağları Milli Parkı ile Türkiye’de ilk kez, korunması amaçlanan biyolojik çeşitliliği güvence altına almak için “tampon bölge” kavramı gündeme gelmiştir. Küre Milli Park, Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nde Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. Tamamen bir plato karakterindeki milli park doğu-batı doğrultusunda uzanır ve yakın çevresi için fiziksel ve sosyal anlamda bir eşik niteliğindedir. Bu nedenle milli parkın bulunduğu bölge içinde hiçbir yerleşim birimi bulunmamakta, sosyal hayat milli parkın yakın çevresinde devam etmektedir. Toplam 37.000 hektar alanı kapsayan milli parkın 19.129 hektarlık alanı Bartın ilinin sınırları içerisinde, 17.871 hektar alanı ise Kastamonu ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Milli parkın yakın çevresinin dahil olduğu tampon bölge ise 80.000 ha’dır.

             Yörenin bilinen ilk kayıtlı tarihi Hititlerle başlar ardından bölgede Frigyalılar ve Lidyalılar egemen olur. M.Ö IV. yüzyılda Perslerin eline geçen bölge daha sonra Makedonya Kralı Büyük İskender ‘in yönetimine geçer. M.Ö. I. yüzyılda Pontus Krallığı tarafından yönetilen Küre Dağları çevresi Paflagonya olarak adlandırılır. Bölge Roma İmparatorluğu’nun ardından M.Ö. 395 yılında Bizanslıların egemenliğine girer. Danişmentlilerin M.S. 1105 yılında bölgeye hakim olmasıyla birlikte bölgede Türk egemenliği başlar. Bölgede Anadolu Selçukluları, Çobanoğulları, Candaroğulları gibi Türk Beyliklerinin hüküm sürmesinin ardından 1461’de Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır ve bugüne kadar süregelmiştir.

            Küre Dağları Milli Parkı coğrafi ve jeolojik yapısı nedeniyle birçok farklı yaşam alanını canlılara sunmaktadır. Milli parkta altı farklı ana ekosistem tipinin bulunduğu bilinmekle beraber bu ekosistem tiplerine bağlı olarak çok sayıda canlının yaşadığı tespit edilmiştir. Milli park sunduğu farklı yaşam alanları ile biyolojik çeşitlilik açısından büyük bir öneme sahiptir.

EKOSİSTEMLER

           Küre Dağları Milli Parkı mutlak ve tampon zonu Avrupa-Sibirya bitki coğrafyasının öksin bölümünde yer almaktadır. Karstik bir kuşak üzerinde yer alan milli parkın orman ekosistemi saf veya karışık, ibreli ve yaprak döken odunlu bitki türlerinin hakimiyeti altındadır. Çeşitli sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan orman içi açıklıklar otsu ve çalımsı bitki türlerin odunlu türlere göre hakimiyet kazandıkları alanlardır. Aynı zamanda bu bölgeler, farklı yaşam alanları sunmaları nedeniyle tür çeşitliliğinin de en yüksek olduğu alanlardır. Farklı ekolojik etkenlerin birleşmeleri ile Küre Dağları Milli Parkı’nda farklı tiplerde ekosistem yapılarını ortaya çıkartmıştır.

           Küre Dağları Milli Parkı’nda ekosistem yapısı sucul ve karasal ekosistemlerden meydana gelmektedir. Sucul ekosistemleri tatlı su ekosistemleri içerisinde akarsu ekosistemi temsil etmektedir.

           Karasal ekosistemler ise orman, çayır, mera, maki, kıyı, kayalık alan ve mağara, tarım ve yabanıl olmayan alan ekosistemleri olmak üzere altı farklı ekosistemden söz etmem mümkündür.

FAUNASI (HAYVAN YAŞAMI)

            Milli parkta insan etkisinin az olduğu yüksek karstik platolar, yaşlı ve kuru ağaçları, zengin olduğu bitki birlikleri, ormanda yaşayan hayvanlar için uygun barınma ve beslenme koşulları ile sağlıklı ve yabanıl bir orman ekosistemi görüntüsü çizmektedir.

             Küre Dağları Mili Parkı, çok sayıda hayvan türü için sunduğu farklı yaşam ortamları ile de biyolojik açıdan çok önemli bir alandır. Yaban kedisi (Felis sylvestris), susamuru (Lutra lutra), bozayı (Ursus arctos) ve ulugeyik (Cervus elaphus) gibi memeli türleriyle birlikte, Türkiye’de yaşayan 160 memeli türünün 48 kadarına bu alanda rastlanmaktadır. KDMP’de yaşyan memeli hayvanlar listesine KDMP Belgeler bölümünden ulaşabilirsiniz.

              Bugüne kadar alanda 129 kuş türünün yaşadığı belirlenmiştir. Bu türlerden küçük akbabaların Latince(Neophron percnopterus)küresel ölçekte nesli tehlike altındadır. Özellikle geniş vadilere bakan yüksek kayalıklar, akbaba, şahin, kartal ve gece yırtıcılarının barınması için uygun alanlar oluşturmaktadır. Alan ayrıca gerek deniz kıyısında üreyen ve kışlayan su kuşları, gerekse ılıman kuşak orman biyolojik türleri için de önemlidir. Küre Dağları Milli Parkı, bu nedenle, Doğa Derneği ve BirdLife International (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) tarafından 2004 yılında güncellenen “Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları” listesinde yer almaktadır. KDMP’de yaşan kuş türleri listesine KDMP Belgeler bölümünden ulaşabilirsiniz.

                 Küre Dağları Milli Parkı’nda gerçekleştirilen bilimsel araştırmalara göre 113 omurgasız türünün varlığı tespit edilmiştir. KDMP’de yaşan omurgasız türleri listesine KDMP Belgeler bölümünden ulaşabilirsiniz.

                   Küre Dağları Milli Parkı’nda gerçekleştirilen bilimsel araştırmalara göre 10 çiftyaşamlı (amfibi) ve 23 sürüngen türünün varlığı tespit edilmiştir. KDMP’de yaşan ikiyaşamlılar ve sürüngen türleri listesine KDMP Belgeler bölümünden ulaşabilirsiniz.

FLORASI (BİTKİ YAPISI)

                 Küre Dağları Milli Parkı odunlu bitki taksonlarının zenginliği ve bunların üretken yapısıyla bitkiler açısından önemli bir özelliğe sahiptir. Ormanlık bölgelerin çeşitli sebeplerle açıldığı yerde oluşan alanlar; otsu ve çalımsı bitki türlerinin sayısının artarak biyolojik çeşitliliğin en üst seviyeye çıktığı alanlar olup bitkiler açısından da önemli alanları oluşturmaktadır.

                  Küre Dağları Milli Parkı’nda gerçekleştirilen bilimsel araştırmalara göre toplam 1014 bitki taksonunun varlığı tespit edilmiştir ve bu bitkilerde 43 türün endemik olduğu bilinmektedir.Bu endemik türlerden 7 tanesinin nesli tehlike altındadır.

                  Bölge Toroslar’dan sonra Türkiye’nin ikinci önemli karstik alanı üzerinde yer almaktadır bu nedenle Küre Dağları Milli parkı Türkiye’nin kanyon ve mağaralar açısından en zengin alanlarından biridir. Genel olarak Jura–Kretase (205,1 milyon–65,5 milyon yıl öncesi) yaşlı kalkerlerden oluşmuş olan bölgenin kuzey ve güneyinde üst Kretase yaşlı flişler (tortul kayaçlar) bulunmaktadır. Dağ oluşum hareketleri sonunda şeritler halinde yüksekte kalan kalker üzerindeki görece geçirimsiz örtü tabakası, yüzey sularının yeraltına homojen olarak işlemesini engellemiştir. Buna karşılık bitki örtüsü ve yağışlı iklim karstlaşmayı hızlandırmış ve yüzey suları kalker çatlaklarını belirli noktalarda yoğun olarak aşındırmıştır. Sonuçta kanyonlar, mağaralar, dolinler gibi olağanüstü karstik yapılar ortaya çıkmıştır.

KANYONLAR

                  Küre Dağları’nda görülen çok sayıdaki devasa kanyonun en büyüğü olan Valla Kanyonu 10 km’ye yakın uzunluğu, 1120 m’ye ulaşan derinliği ile çarpıcı bir görünüşe sahiptir. Valla Kanyonu, Pınarbaşı ilçesinin 26 km kuzeyindeki Muratbaşı Köyü’nde, Devrekani Çayı ile Kanlıçay’ın buluştuğu noktadan başlayarak, Cide’nin Hamitli Köyü yakınlarına kadar uzanmaktadır. Su genellikle dar ve uzun koridorlar içinden geçerek çağlayan haline gelir, gölcükler, kimi zaman da çok tehlikeli olabilen dev kazanlar bu şekilde oluşur.

                    Şenpazar–Cide yolu üzerinden görülebilen Aydos Kanyonu, Şehriban Çayı üzerinde yer almaktadır.

                  Küre Dağları Milli Parkı’nda yer alan diğer önemli kanyonlar ise Azdavay yakınlarındaki Çatak Kanyonu ve Küre–İnebolu yolu üzerindeki Karacehennem Boğazı’dır.

                      Kanyonların iki tarafındaki yüksek kayalıklar kartal, şahin, akbaba gibi yırtıcı için yaşam alanı oluşturmaktadır. İnsan ulaşımına izin vermeyen sarp yamaçlar endemik bitki türleri açısından da önem taşımaktadır.

MAĞARALAR

                    Canlı bir hidrolojik sistemin bulunduğu Küre Dağları’nda, yüzey ve yer altı suları yeni yapılar oluşturmaya devam etmektedir. Batı-Doğu yönünde uzanan bir sıradağ kütlesi olan Küre Dağları Milli Parkı 100’e yakın mağaraya ev sahipliği yapmaktadır. Bu özelliği ile dünyadaki milli parklar içerisinde ABD’deki “Carsbad Caverns Milli Parkı” ndan sonra dünyada envanterlenmiş en çok mağarayı bulunduran milli parktır. Küre Dağları’nda en çok bilinen ve içinde tarihi kalıntıların bulunduğu mağara, Kastamonu’daki Ilgarini Mağarası’dır.

Ilgarini Mağarası

Foto : Oytun ORGUL

                  858 metre yatay uzunluğunda ve 250 metre derinliğinde olan mağarada, Roma-Bizans dönemine ait olduğu sanılan yerleşim yerile aşağı seviyelerde şapel, lahit ve mezar kalıntıları bulunmaktadır. Bartın’da ise Sipahiler, Aşağıçamlı ve Söğütlü mağaraları görsel açıdan çok zengin ve ziyaretçilere kısa sürede ulaşabilen bir konumda olmaları dolayısıyla önemlidir.

ŞELALELER

               Küre Dağlarının kayalık ve engebeli arazisi ve yoğun ormanlarla kaplı bitki örtüsü yorman dokusu yalnızca mağara ve düdenleri değil, aynı zamanda görkemli şelaleleri de kapsamaktadır. Bunlar arasında, ılıca Köyü yakınlarında bulunan Ilıca Şelalesi ve Kurucaşile’nin yoğun orman dokusu içinde gizlenmiş olan Gölderesi Şelalesi en bilinenleridir. Bartın’da bulunan Ulukaya Şelalesi görsel değeri dolayısıyla ekoturizm potansiyeli açısından oldukça değerlidir

http://www.kdmp.gov.tr/alt_detay.asp?id=3

                  Küre Dağları, doğa koruma açısından küresel düzeyde önemli 200 ekolojik bölge arasında bulunan Kafkasya ve Kuzey Anadolu Ilıman Kuşak Ormanları içerisinde yer alır. Küre Dağları’nın özellikle batı kesimi, Batı Karadeniz’in doğal yaşlı ormanlar, kanyon ekosistemi, akarsu ekosistemi ve çayırlıklardan oluşan en geniş, el değmemiş, nemli karstik ormanlarına sahiptir. Jeomorfolojik süreçler içinde gerçekleşen aşınımlar sonucu oluşan dev kanyonlar, mağaralar, dolin ve çukurların gür ormanlarla birleşmesiyle oluşan eşsiz doğal peyzajlar, alanı benzersiz kılmaktadır. Bu bakımdan Toros Dağları ile benzerlik gösteren Küre Dağları’nın ayırt edici yanı, nemli yapraklı ve karışık ormanlarıdır. Küre Dağları, bitki kuşakları açısından Euro-Siberian floristik bölgenin öksin kesiminde yer almaktadır. Türkiye’nin Önemli Bitki Alanları arasında bulunan Küre Dağları’nda, Türkiye’ye endemik 80 ve tehlike altında 46 takson kayıtlıdır. Küre Dağları’nın bitki örtüsü yapısı dört ana grupta toplanabilir: 1.Batı Karadeniz ılıman kuşak kayın ve göknar ormanları 2.Yalancı maki formasyonu 3.Karstik alandaki biyolojik çeşitlilik açısından önemli karışık orman 4.Endemik bitki türleri Öksin bölgenin genel karakterine bağlı olarak, karışık yapraklı türlerle iğne yapraklı türler, orman ekosistemi içerisinde genellikle homojen bir karışıma sahiptir. Özellikle batı kesimlerde, her dem yeşil ve yaprağını döken ağaçlarla çalıların baskın olduğu, nemli karaktere sahip bir bitki örtüsü hakimdir. Dona neden olan düşük sıcaklıkların görülmediği, buharlaşmayı artıran yüksek sıcaklık frekanslarıyla pek karşılaşılmayan ve okyanus iklimi koşullarının egemen olduğu kıyısal kesimlerde yeşerim dönemi uzundur. Karadeniz’in doğrudan etkilerine açık ve görece yumuşak bir iklime sahip, kıyıya yakın bu kesimlerdeki korunaklı alanlarda; zeytin (Olea europea), defne (Laurus nobilis), mersin (Myrtus communis), katırtırnağı (Genista tinctoria), akçakesme (Phillyrea latifolia), sandal (Arbutus andrachne) gibi bazı Akdeniz bitkilerine de rastlanır. Kıyısal kesimden, 10-200 m. yüksekliklere kadar dar bir kuşak oluşturan maki, 250-300 m. yüksekliklere kadar Karadeniz’in daha nemcil türlerine eşlik eder. Karadeniz’e özgü bu bitki örtüsü “psödomaki” (yalancı maki) olarak adlandırılır. Deniz etkisinin yaşandığı bu vadilerde maki bitkilerinin yanı sıra 20-220 m arasında, küçük topluluklar halinde kızılçamlar görülür. Kıyı bölgesinin daha gerisinde geniş yapraklılardan oluşan nemli ormanlar yer alır. Bu karışık ormanların alt kısımlarında (720 m’ye kadar) doğu kayını (Fagus orientalis), kestane (Castanea sativa) ve ıhlamur (Tilia rubra); daha yukarılarda (1300-1700 m) ise Uludağ göknarı (Abies nordmanniana ssp. bornmüelleriana) çok geniş, saf ve karışık meşcereler oluşturur. Alanın en yüksek kesimlerinde yaygın olan bu ormanların, yer yer 300 m’ye kadar indikleri de görülür. Küre Dağları’nın karstik arazi yapısıyla nemli atmosferik koşulların birleşmesi sonucu ortaya çıkan orman kompozisyonları, yaşlı ağaçlardan oluşan doğal arboretumlar yaratır. Karstik platolarda yer alan kuytu çukurlarda ve vadi içlerinde, nemli ormanlara özgü dev ağaç ve ağaççıklara rastlanır. Yukarıda anılan türlerle birlikte şimşir (Buxus sempervirens), kayacık (Ostrya carpinifolia), üvez (Sorbus aucuparia), fındık (Corylus colurna), gürgen (Carpinus betulus), mürver (Sambucus ebulus), çınar yapraklı akçaağaç (Acer platanoides), çobanpüskülü (Ilex aquifolium), kızılcık (Cornus mas), orman gülü (Rhododendron ponticum) ve karayemiş (Prunus laurocerasus) de bu karışıma katılır; hatta yer yer baskın hale gelir. Yüksek kesimlerde saf göknar ormanları bulunur, sonra sarıçamlar (Pinus sylvestris) görülür. Ormanlar, iç kesimlere doğru Anadolu karaçamı (Pinus nigra spp. pallasiana), ayrıca karaçam-sapsız meşe (Quercus petraea ssp. iberica) karışımı şeklinde devam eder. Meşeler, bölgenin en önemli yapraklı cinslerinden birini oluşturur. Sahil kuşağında saplı meşe (Quercus robur) ve sapsız meşe; geçiş kuşağı ve yüksek kısımlarda mazı meşesi (Quercus infectoria), Türk meşesi (Quercus cerris); iç kısımlardaysa İspir meşesi (Q. macranthera ssp. syspirensis), Türk meşesi egemendir. Yüksek kesimlerdeki ormanlık alanlar içinde yer yer rastlanan geniş düzlüklerde, otsu bitki türleri bakımından zengin çayırlıklar bulunur. Bu ormanlar, Batı Karadeniz’in en korunaklı yerleri olarak, yaban hayatı türlerine ev sahipliği yapar. Yer yer insanın ulaşmasına bile olanak vermeyen bu vahşi coğrafyada bozayı (Ursus arctos), vaşak (Lynx lynx), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes), karaca (Capreolus capreolus), ulu geyik (Cervus elaphus), yaban domuzu (Sus scrofa), porsuk (Meles meles) ve su samuru (Lutra lutra) gibi birçok canlı türü yaşar. Derinliği yüzlerce metreye ulaşan kanyonların sarp duvarları, endemik bitki türlerine ve yırtıcı kuşlara ev sahipliği yapar. Bölgede görülen 129 kuş türünden 46′sının neslinin tehlike altında olduğu kaydedilmektedir. Bunlardan bazıları; altın kartal (Aquila chrysaetos), küçük akbaba (Neophron percnopterus), atmaca (Accipiter nisus), şahin (Buteo buteo), küçük kartal (Hieraaetus pennatus) ve delice doğandır (Falco subbuteo). Küre Dağları, ılıman kuşak orman biyomu kuş türleri için potansiyel bir ÖKA’dır. Bugüne kadar odun ürünleri üretimi için yoğun bir şekilde işletilmiş olan bu ormanlardan geriye kalan, insan ulaşımının görece zor olduğu yüksek kokurdan kesimlerdir.

             Ulaşım ve enerji projeleri, kontrolsüz avcılık, kaçak kesim ve küçük ölçekli madencilik faaliyetleri, Küre Dağları’nı tehdit eden en güncel sorunlardır. Yerel halk, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler gibi çeşitli ilgi gruplarının katılımı sonucu, 2000 yılında Milli Park olarak (37.000 ha) dünyaya armağan edilen Küre Dağları’nda etkin bir korunan alan yönetiminin kurulması, sosyo-ekonomik yaşamı bütünüyle ormancılık faaliyetlerine dayalı olan yöre halkı için alternatif geçim olanaklarının yaratılması ve zarar görmüş alanların yeniden doğaya kazandırılmasıyla ilgili zorluklar, yine ilgili tarafların işbirliğiyle aşılabilir. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Küre Dağları’nda ülkemiz için örnek bir koruma alanı yönetimi oluşturmak amacıyla bir proje yürütmektedir. Kaynak Değerleri Milli Park Batı Karadeniz Coğrafi Bölümü`nde Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. Bütünüyle bir plato karakteri taşıyan park alanı doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Milli park ve yakın çevresi Batı Karadeniz Karst Kuşağı içinde yer almaktadır. Kuşak üzerinde gelişmiş dört ana aşınım yüzeyi karst jeomorfolojisinin ulusal ve uluslararası düzeyde ilginç örneklerini oluşturmuştur. Özellikle kanyonlar, boğazlar, mağaralar ve düdenler adı geçen oluşumların ilginç örnekleridir. Milli park 07.07.2000 yılında ayrılmış ve ilan edilmiştir. Küre Dağları Milli Parkı, Kastamonu İli`nin kuzey batı bölümünde genel olarak Cide, Azdavay, Pınarbaşı ilçeleri ile Bartın İli`nin doğu bölümü arasında kalan bölgeyi kapsamaktadır. Toplam 37000 hektarlık bir alanı kaplayan parka en yakın yerleşim merkezleri , Pınarbaşı, Azdavay, Cide, Arıt, Ulus, Amasra ve Kurucaşile`dir. Flora Milli park içinde yer alan karstik kuşağı benzerlerinden ayıran en önemli yanı ise nemli bir iklim kuşağına sahip olması, bu nedenlede ulusal ve uluslararası öneme sahip doğal, yaşlı ve bakir orman örtüsünün bulunmasıdır. Bu ormanlar, yapılarında ılıman kuşak kayın ve göknar meşcelerini, endemik bitki türlerini, biyolojik çeşitlik açısından zengin orman ve yalancı maki formasyonlarını barındırmaktadır. Fauna Milli Park, fauna ve yaban yaşamı yönünden de zengin potansiyele sahiptir. Türkiye`de varlığı bilinen 132 memeli türünün 40`ına bu bölgede rastlanmaktadır. Ayrıca su samuru, karaca ve geyik gibi nesli tehlike altında olan türler de bölgede yaşamaktadır. Park ve yakın çevresinde ayrıca 129 kuş türü yaşamakta , bunların 46`sı soyu tükenme tehlikesi altında bulunmaktadır. Yöre, gündüz ve gece yırtıcıları açısından da zengindir. Gezi Milli park, kültürel kaynak değerleri yönünden zengin çeşitlenmiş folklorik değerlere sahiptir. Yöre, özgün giyim-kuşam halk muziği zengin yerel mutfak vb. kültür potansiyelinin günümüze değin korunarak gelmiş örnekleriyle doludur. Milli Parkta planlanmış bölümlerde ve güzergahlarda çeşitli rekreasyonel kullanım olanakları mevcuttur. Doğa yürüyüşleri, tırmanma, manzara seyri, kırsal yaşam aktivitelerine katılma, eğitsel amaçlı doğa turları rekreasyonel olanakların başlıcaları arasında sayılabilir. Valla Kanyonu, Aydos Kanyonu, Ilgarini Mağarası, patikalar, şelaleler, Türbe Tepe, Loç Kanyonu, Kirazlıdere Çorumna arkeolojik alanı ve Roma yolu, Delikli Şile, doğal fıstık çamları yayılış alanı, Ceneviz su kuyuları, Kızılkilise, Ayı Gölü, Yukarıdere milli parkın başlıcaları arasında sayılabilir. Küre Dağları Milli Parkı`nın en uygun ziyaret ve kullanım dönemleri genellikle yaz aylarıdır. Yöre Haziran – Ağustos dönemleri en geniş kullanım olanaklarına sahiptir. Park içinde konaklama olanağı yoktur. En yakın yerleşim merkezleri ve köylerdeki pansiyonculuktan geceleme talepleri karşılanabilir. Yaz mevsimi dışındaki elverişli günlerde parkın rekreasyonel kaynaklarından yararlanma her zaman mümkündür. İklim Yörede kışlar soğuk yazlar ılık geçer, iç kesimlerde iklim daha sertleşir. Yağış kıyı kesimlerde bol, iç kesimlerde azdır. Yörede ortalama yağış miktarı 438 mm.dir. Kış mevsiminde toprak 2-3 ay karla örtülü kalmaktadır. Bölgede en sıcak ay Temmuz (38.7C) en soğuk ay Ocak (-35). Yağışlı gün sayısı 120-130 gün olup en yağışlı ay Mayıs`tır. Ulaşım Kastamonu, İstanbul`dan karayolu ile 520 km., Ankara`dan 240 km., Zonguldak`tan 265 km., İzmir`den 820 km. uzaklıktadır.

MİLLİ PARK TANITIM BROŞÜRÜ

KAYNAK DEĞERLERİ 
                  Milli Park Batı Karadeniz Coğrafi Bölümü`nde Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. Bütünüyle bir plato karakteri taşıyan park alanı doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Milli park ve yakın çevresi Batı Karadeniz Karst Kuşağı içinde yer almaktadır. Kuşak üzerinde gelişmiş dört ana aşınım yüzeyi karst jeomorfolojisinin ulusal ve uluslararası düzeyde ilginç örneklerini oluşturmuştur. Özellikle kanyonlar, boğazlar, mağaralar ve düdenler adı geçen oluşumların ilginç örnekleridir.

                 Milli park 07.07.2000 yılında ayrılmış ve ilan edilmiştir. Küre Dağları Milli Parkı, Kastamonu İli`nin kuzey batı bölümünde genel olarak Cide, Azdavay, Pınarbaşı ilçeleri ile Bartın İli`nin doğu bölümü arasında kalan bölgeyi kapsamaktadır. Toplam 37000 hektarlık bir alanı kaplayan parka en yakın yerleşim merkezleri , Pınarbaşı, Azdavay, Cide, Arıt, Ulus, Amasra ve Kurucaşile`dir.

FLORA
              Milli park içinde yer alan karstik kuşağı benzerlerinden ayıran en önemli yanı ise nemli bir iklim kuşağına sahip olması, bu nedenlede ulusal ve uluslararası öneme sahip doğal, yaşlı ve bakir orman örtüsünün bulunmasıdır. Bu ormanlar, yapılarında ılıman kuşak kayın ve göknar meşcelerini, endemik bitki türlerini, biyolojik çeşitlik açısından zengin orman ve yalancı maki formasyonlarını barındırmaktadır.

FAUNA
              Milli Park, fauna ve yaban yaşamı yönünden de zengin potansiyele sahiptir. Türkiye`de varlığı bilinen 132 memeli türünün 40`ına bu bölgede rastlanmaktadır. Ayrıca su samuru, karaca ve geyik gibi nesli tehlike altında olan türler de bölgede yaşamaktadır. Park ve yakın çevresinde ayrıca 129 kuş türü yaşamakta , bunların 46`sı soyu tükenme tehlikesi altında bulunmaktadır. Yöre, gündüz ve gece yırtıcıları açısından da zengindir.

 FAYDALANMA
            Milli park, kültürel kaynak değerleri yönünden zengin çeşitlenmiş folklorik değerlere sahiptir. Yöre, özgün giyim-kuşam halk muziği zengin yerel mutfak vb. kültür potansiyelinin günümüze değin korunarak gelmiş örnekleriyle doludur.
Milli Parkta planlanmış bölümlerde ve güzergahlarda çeşitli rekreasyonel kullanım olanakları mevcuttur. Doğa yürüyüşleri, tırmanma, manzara seyri, kırsal yaşam aktivitelerine katılma, eğitsel amaçlı doğa turları rekreasyonel olanakların başlıcaları arasında sayılabilir.
            Valla Kanyonu, Aydos Kanyonu, Ilgarini Mağarası, patikalar, şelaleler, Türbe Tepe, Loç Kanyonu, Kirazlıdere Çorumna arkeolojik alanı ve Roma yolu, Delikli Şile, doğal fıstık çamları yayılış alanı, Ceneviz su kuyuları, Kızılkilise, Ayı Gölü, Yukarıdere milli parkın başlıcaları arasında sayılabilir. Küre Dağları Milli Parkı`nın en uygun ziyaret ve kullanım dönemleri genellikle yaz aylarıdır. Yöre Haziran – Ağustos dönemleri en geniş kullanım olanaklarına sahiptir. Park içinde konaklama olanağı yoktur. En yakın yerleşim merkezleri ve köylerdeki pansiyonculuktan geceleme talepleri karşılanabilir. Yaz mevsimi dışındaki elverişli günlerde parkın rekreasyonel kaynaklarından yararlanma her zaman mümkündür.

varla kanyonu

Ilica selalesi

İKLİM
Yörede kışlar soğuk yazlar ılık geçer, iç kesimlerde iklim daha sertleşir. Yağış kıyı kesimlerde bol, iç kesimlerde azdır. Yörede ortalama yağış miktarı 438 mm.dir. Kış mevsiminde toprak 2-3 ay karla örtülü kalmaktadır. Bölgede en sıcak ay Temmuz (38.7C) en soğuk ay Ocak (-35). Yağışlı gün sayısı 120-130 gün olup en yağışlı ay Mayıs`tır.

ULAŞIM
Kastamonu, İstanbul`dan karayolu ile 520 km., Ankara`dan 240 km., Zonguldak`tan 265 km., İzmir`den 820 km. uzaklıktadır.

              

 

                   GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKI GEZMEKLE ZOR BİTER.ŞAHSİ GÖRÜŞÜM TAM ANLAMIYLA GÖRDÜM DEMEK İSTİYORSANIZ EN AZ 1 HAFTANIZI AYIRMANIZ LAZIM BU BÖLGEYE. EN KISA ZAMANDA BU GÜZELLİKLERİ GÖRMEK DİLEĞİYLE.

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: